Herkese merhaba!
Bugün tam 5 yıl öncesine gittim, umarım geri dönebilirim. :)
Düşünsenize 18 yaşındasınız ve üniversite tercihi gibi hayatınızdaki önemli kararlardan birini verebilmenin stresini yaşıyorsunuz. Aslında yalnızca okuyacağınız bölümü hangi üniversitede okuyacağınızı değil; sosyal çevrenizi, her gün selam verip sohbet edeceğiniz arkadaşlarınızı, birlikte ders çalışıp fikir alış-verişi yapacağınız kişileri, hatta yakın gelecekteki iş arkadaşlarınızı seçmiş oluyorsunuz. Tabii, bazılarımız bu tercih sürecini şu anda yaşıyor üstelik!
Öncelikle, üniversite tercih dönemindeki herkese, sabırlar ve kolaylıklar diliyorum. Umarım herkes, kendisini en mutlu hissettirecek tercihi, kendi iradesiyle ve yalnızca kendisi için yapacaktır!
“Tercih yapmayı” tercih ettim!
İstanbul Kartal Köy Hizmetleri Anadolu Lisesi’nden, sayısal alandan mezun olan bir öğrenciydim. Köy Enstitüsü geçmişi olan lisemin tarihinden ve o unutulmaz yıllardan da başka bir yazımda detaylı olarak bahsetmek isterim elbette. :) Neyse, şimdi üniversite sınavlarının bittiği ve sonunda rahatça bi’ “Oh!” çekilen ama aynı zamanda da büyük bir boşluğa düşülen günden devam edelim biz. :)
Sayısal bir öğrenci olmama rağmen, bütün puan türlerindeki sınavlara da girmiştim. Benim zamanımda sistem böyle işliyordu tabii. :) Nasıl olsa bir kaybım yoktu ve tercih listem için seçeneğim de çoğalacaktı. Kulağa hoş geliyor, değil mi ? Günün sonunda, farklı puan türlerindeki çoğu bölüm için, o bölümün eğitiminin en iyi verildiği okulu tercih etmeye hak kazanmıştım. Hal böyle olunca, ortaya adeta çorba gibi bir tercih listesi çıkmıştı ! Ben ÖSYM olsam, muhtemelen “Bu kızcağızın kafası çok karışmış!” diyerek, beni herhangi bir tercihime yerleştirmezdim. :) Şaka bir yana, bir kez daha sınav stresi yaşamayı tercih etmediğim için, tercih listemi oluşturmaya karar vermiştim.
Aklımda tek bir şey: Türkiye şartlarında okuyacağım bölümü, o bölümün eğitiminin en iyi verildiği yerde okuyabilmek!
Tercih döneminde üniversitelilerle, profesyonel hayatta çalışan birçok kişiyle uzun uzun konuşup fikir alışverişi yapmaya çalışmıştım. Elbette her kafadan farklı bir ses çıkıyor, var olan stres daha da katmerleniyordu. Sağlıklı bir tercih yapabilmek için, benim bu süreçteki sırrım muhtemelen “sakin kalmayı başarabilmek” olmuştu. Günün sonunda tercihimin sonuçlarını yaşayacak olan da yalnızca bendim çünkü. Son karar, bütün dış etkenlerden uzak ve sadece bana ait olmalıydı !
Okuduklarım, araştırdıklarım, danıştıklarım…
Hepsi bana ışık yaktılar ama yolumu kendim aydınlattım!
Günümüz dünyasının teknoloji egemenliğinde hızla evrildiği ve dijitalizasyonun arttığı bir ortamda, üniversite eğitiminin aslında neyi ifade ettiğini keşfedebilmek oldukça kritik.

Üniversite hayatı, aslında profesyonel kariyer hayatının bir simülasyonu gibi. En önemli şey ise, “öğrenmeyi öğrenebilmek” aslında. Tabii, “öğrenmeyi en çok istediğimiz konuyu” öğrenebilmek için çabalamak, bu süreci daha keyifli hale getiriyor ve “eğitimi” bir zorunluluk olmaktan çıkararak daha çok “öğrenim” sürecine dönüştürüyor. Klişe ama %100 gerçek olan noktaya geliyoruz yine:
“Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız.”
Konfüçyüs
Eğer, özellikle okumak istediğiniz bir bölüm varsa ve kariyer hedefiniz kafanızda net ise, o bölümü puanınızın yettiği herhangi bir üniversitede okumanızı tavsiye edebilirim. Çünkü, içinde bulunduğumuz dönem “edinmek istediğimiz bilginin” istenilen her yerden erişilmesini mümkün kılan bir dönem.
Ancak, mesleki anlamda belli bir kariyer planı kafanızda netleşmemiş ise, ilgi alanınız ve yetenekleriniz doğrultusunda okumayı isteyebileceğiniz bir bölümü; iyi bir eğitim programına ve zengin bir kültüre sahip bir üniversitede tercih etmek akıllıca olabilir. Tıpkı benim gibi :)
Ben de akıllı bir tercih yapmaya çalışmıştım.
Lise bitiminde, profesyonel kariyer hedefim henüz netleşmediği için tercihimi yaparken, kendime zaman içinde farklı yollar açabileceğim ve beni geliştirebilecek bir sosyal ortamda olmayı hayal etmiştim. Nitekim, hayal ettiğimden fazlasıyla, daha okulun ilk günlerinde karşılaşmak beni çok mutlu etmişti.
Boğaziçi Üniversitesi, zengin sosyo-kültürel ortamı ve dünyaya geniş bir perspektiften bakan yüzüyle, kaliteli bir “öğrenim” ortamı sunan bir okul, dahası bir hayat okulu ! Beni en çok etkileyen noktası, öğrenciyken katılabileceğiniz ve dahası organizasyonunu planlayabileceğiniz birçok yerel-küresel faaliyete ev sahipliği yapması. Aklınıza gelebilecek hemen her konuda, bir öğrenci kulübü de bulabilirsiniz bunun için. Kariyer kulüpleri dışında, sosyalleşme imkanı sağlayan birçok aktivite kulübü de mevcut. Elbette, vaktinizi ve enerjinizi nereye ve ne şekilde yatırım yapacağınıza, kendinizi nasıl donatacağınıza karar verecek olan kişi de yalnızca sizsiniz! Ancak şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, seçme şansınızın fazla olduğu bir ortamda, kendinizi keşfetmek hem çok keyifli hem de daha kolay hale geliyor !
Sonrasında da, açılmasını istediğiniz kapılar, sizdeki bu deneyimleri algılayan bir sensörleri varmış gibi ona doğru geldiğinizi hissettiğinde açılıveriyor. :)

Peki, “Boğaziçi’nde Matematik” nasıl derseniz…
Evet, burada bir saygı duruşuna geçelim önce derim. :) Temel bir bilim okuyacağınızın farkındalığıyla ve bölümün içeriğine dair biraz da bilgi sahibi olarak tercihinizi yaparsanız, sizin için her şey çok güzel başlayacak diyebilirim.Üniversitedeki matematik eğitimi, bu zamana kadar öğrendiğimiz matematiksel bilgilerin, temelde nasıl ortaya çıktığı ve nereden geldiğiyle ilgileniyor diyebiliriz. Kendinize hep şu soruyu soracaksınız: Neden? Dahası, sormalısınız da, yani sorgulamamaya başladığınızda, eğitim hayatınızda da bir şeyler ters gitmeye başlayacaktır. :)
Aslında öğrendiğimiz her bilgiyi doğru ve kalıcı bir şekilde öğrenebilmek için, “sorgulamak” zaten gerekli ve önemlidir. Ancak, eğer bir “matematik bölümü” öğrencisiyseniz, çalışma metodolojinizin “nedenleri sorgulamak” üzerine olacağını söyleyebilirim.
Matematik aslında “kendini disipline etmeyi öğreten” bir sanat!
Matematik öğrenme yolculuğunda, bu sorgulama prensibini bir kez kaptığınızda, hayatınızdaki birçok konuda da daha doğru kararlar vermeye başlayacaksınız. Hayattaki amacınızı, misyonunuzu daha iyi kavrayabildiğinizi, kendi kendinize net olarak gözlemleyebileceksiniz. Çünkü artık, olaylara daha analitik bir bakış açısıyla ve sağlıklı bir şüphecilikle yaklaşıyorsunuzdur. Yani gerçekten “düşünmeye” ve “sorgulamaya” başlamışsınız demektir. Bu kavramlar tek kelimeyle ifade edilse de, kaliteli bir yaşamın anahtarı olabilecek kadar etki yaratan alışkanlıklardır aslında.
Özetle, kazanması ve okuması emek ve sistematik bir disiplin isteyen bu bölümün size kazandırdıklarının, kişisel gelişiminiz için katma değer yaratacağını söyleyebilirim.
Bölümün gizemini korumak adına, size Boğaziçi-Matematik hakkındaki diğer detayları da sohbet ettiğimizde vermek isterim. :) Üniversite tercih sürecine dair, genel olarak merak edilen ve danışılmak istenen konularla ilgili soru-cevap niteliğinde olacak bu sohbete katılım formunu, buraya tıklayarak doldurabilir ve ücretsiz olarak katılma hakkı elde edebilirsiniz. Ayrıca, aşağıda belirttiğim iletişim kanallarını da kullanarak, sorularınız için bana ulaşmanız mümkün. Sorularınıza cevap olabilmek beni mutlu eder. :)
Keyifli bir tercih dönemi geçirmeniz dileğiyle !

